Devrimci Gençlik
ŞİMDİ AKKOR ZAMANIDIR, YAKINDA YALNIZ IŞIK GÖRÜLECEKTİR!



— Yükselen Milliyetçilik ve Faşistler
— Gazi aynı Gazi
— Gazi öğretim üyesi Prof. Cangızbay 'Bu terörden korkuyorum'
— Faşist milis saldırılar

— Ana Sayfaya Dönüş




      Siyasal zor ise, oligarşik devletin asli işlevidir. Dolayısıyla faşist milislere karşı mücadele, her durumda oligarşinin siyasal zoruna karşı yürütülecek mücadelenin içinde yer alır. Bu yüzden, anti-faşist mücadele, anti-emperyalist ve anti-oligarşik mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır.

Gazi aynı Gazi



[Milliyet, 8 Aralık 2006]



  Üniversiteler kıpır kıpır. En fazla fokurdayanı da Gazi Üniversitesi. 12 Eylül öncesi ve sonrasında Gazi'de öğrenciydim. Beşevler, o zaman da fokur fokurdu. Fakülteler, yollar, yurtlar, kentin neredeyse hemen her yeri parsellenmişti. Tedirgin olmak için ne gerekiyorsa her şey vardı.
  İki gün önce, sanki yine aynı tabloyla karşılaştık. Kendilerinden başkasına söz hakkı tanımayan gruplar. Şiddeti lanetlerken, bir anda linç psikolojisinin girdabına kapılan gençler ve olup biteni çaresizlik içinde izleyen görevliler...
  Biz bu filmi daha önce görmüştük. Aynı tuzağa bir daha düşmeyiz diyenler de temcit pilavının yeni vizyonunda rol alan aktörlerdi. Yazık çok yazık...
  Gazi Üniversitesi'ndeki Genç Bakış'ın bu haftaki konuğu Aydın Menderes'ti. Tekerlekli sandalyeyle geldi. Vücudu, tümüyle hareket kabiliyetini yitirse de kafası ve söylemleri etkileyiciydi. Yaşadığı onca acıya, atlattığı onca badireye ve içinde bulunduğu en zor koşullara rağmen sağduyusu, konulara yaklaşımı ve yol göstericiliği takdire şayandı...
  Aydın Menderes, babası Adnan Menderes'in idamıyla noktalanan 50'li yılları, gözleri dola dola anlattıktan sonra, artık o gerginliklerin geride kalmasını istedi. Huzurun, hoşgörünün, hele hele üniversite çatısı altında fikirlerin özgürce dile getirilmesinin dünyanın en büyük kazanımı olduğunu vurguladı.

  Yayını neden kestim?
  Olaylar da zaten bu noktadan sonra çığırından çıktı. Bir kız öğrenci söz aldı ve AB'ye yönelik sorusunu yöneltmeye çalıştı. Konuşmasıyla birlikte salondaki homurtu da arttı. Sözlerini bitirdiğinde ise ortalık ana baba gününe döndü.
  Sorunun içeriğinde bir şey yoktu. Belli ki gruplar arasında daha önceden yaşanan bir sürtüşme varmış. O arada, hengâme sırasında, ben fark etmedim ama kız öğrenci zafer işareti yapmış. Saldıranların bahanesi de oydu. Oysa kendileri de başka işaretler yapıyorlardı.
  Gençlerin bu kadar gözü dönmüş olanlarını son yıllarda hiç görmemiştim. Bir anda o kız öğrenciye tekme tokat nasıl saldırdılar, hayretler içerisinde kaldık. Durdurmaya çalıştık ama nafile.
  Böylesi durumlarda, kavgayı devam ettirip reyting alan yoz programcılardan olmadığımız için anında yayını kestik. Kız öğrenciyi, gözleri dönmüş erkek öğrencilerin elinden kurtarmaya çalıştık. Kavgayı sona erdirmemeleri halinde programı bitireceğimizi söyledik. Ortalık sakinleşti.
  Peki, militan da olsa, farklı söylemleri de olsa, tahrik unsurları içeren hareketlerde de bulunsa, kız öğrenciye saldıran, tekme tokat döven bu gençler kimdi?
  Herhalde onlar kendilerini çok iyi biliyorlardır. Belki yakın çevreleri ve üniversite de onları çok iyi tanıyordur. Ama bildiğim bir şey var ki, ne Devlet Bahçeli'nin MHP'si ne de Muhsin Yazıcıoğlu'nun BBP'si onları kendilerinden sayıyor.
  Yayından sonra, Gazili ülkücülerin sözcüsü olduğunu söyleyen gençler yanımıza geldi ve yaşananları kınadıklarını ifade ettiler. Ertesi gün de Yazıcıoğlu arayıp benzeri hareketleri nefretle kınadıklarını söyledi.
  Salondaki ağırlık, yeni ulusalcı akımdan çok, sanki Türk-İslam sentezcilerden yanaydı. MHP'yi de, AKP'yi de fazla ılımlı bulup en sert şekilde eleştirenlerdi. Ucun da uçlarıydı. Sessiz çoğunluk ise dayak olayından sonra tam anlamıyla sindi gibi gözükse de sonlara doğru, Gazi Üniversitesi'nin bu olmadığı konusunda seslerini yükselttiler.
  Özetin özeti: Gazi, giderek bozulan imajını düzeltmek zorunda. Türkiye'yi yönetenler ise üniversitelerdeki bu hareketliliğe gözlerini kapayamazlar. Bizden hatırlatması!..